19-04-2019
Forum

Ana Sayfa / Sualtı Rehberi ve Bölgeleri / Uzakdoğu harikasi Malezya

`Bundan 45 sene önce Sipadan gibi yerler görmüştüm, ama artik yok.Yeniden el değmemiş bir sanat eseri bulduk.`Jacques Cousteau (Kaptan Kusto)
Suyun altinda trafik çok yoğun. Hörgüçkafali papağan baliklari mercanlari kafalariyla kirip parçalara ayirdiktan sonra papağan gagasina benzer dişleriyle kopardiklari parçalarin poliplerini yiyor. Etraf toz duman... Tatlidudak baliği ağzini sonuna kadar açmiş temizlenmek istediğini açikça belli ediyor. Aniden ortaya çikan temizlikçi lapin tatlidudağin ağzindaki ve solungaçlarindaki besin artiklarini temizliyor. Tatlidudağin günlük temizliği yapilirken lapinin karni doyuyor; alan memnun, satan memnun. ilk bakişta trafiğin mercan resiflerinde olduğu kadar yoğun olmadiği gözlenen kumluk zemine yaklaşinca yanildiğimi anliyorum. Yassi gövdesinin üzerindeki desenlerle kumlarin üstünde kamufle olmaya çalişan dilbaliğini görmek neredeyse imkansiz. Hareket etmesi onu ele veriyor. Barbunyalar hassas biyiklari ile kumluk zemini alt üst ediyor. Bulduklari organik maddelerle beslenmeye çalişirken kumun altinda kalan diğer besinlerin suya karişarak akintilar sayesinde denizde dolaşmasini ve muhtemelen az ileride başka canlilara yem olmasini sağliyor. Burada hiçbir besin maddesi ziyan olmuyor. Hayatta kalma mücadelesi iki temel üzerine kurulmuş; yiyecek bulmak ve başka canlilara yem olmamak. Akintiyla sağa sola savrulan yapraklari taklit eden boru baliği, bu sayede başka canlilarin saldirisina uğramiyor. Hayatta kalmak için her yol deneniyor.

CENNET GiBi ORTAM
içine gizlendiği anemonlarin arasinda kendini güvende hisseden porselen yengeçleri anemonun zehirli dokunaçlarindan etkilenmiyor. Aniden renk değiştirerek tutunduğu kayalarin rengine bürünen ahtapot ise tam bir kamuflaj ustasi. Elastik pigment hücreleri genleşip büzülünce rengini aniden değiştirebiliyor. Güçlü vantuzlari ile kayalarin altini tarayarak kendine yiyecek ariyor. Yakaladiği canlilari pelerin gibi açtiği gövdesinin altina alarak keskin dişleri ile parçaliyor. Sualti dünyasinin en çok korkulan canlilari olan köpekbaliklari da burada. Beyazyüzgeçliler, `denizin dişleri` , `yeme makinesi` gibi klişelerle anilan akrabalarinin aksine, miskin bir şekilde mercanlarin üzerine yatmiş bekliyorlar. Ani ve hizli hareketler yapmadan yakinlarina gelip onlara dokunmak mümkün. Daha büyükleri ile ilgileniyorsaniz, biraz derinde çekiçbaşlilar da var. Adanin ucuna doğru yaklaştiğimda akinti kuvvetlenince kendimi güçlü akintiya birakarak adeta suyun altinda uçmaya başliyorum. Güçlü akintiyi çok seven baraküdalar bu firsati kaçirmiyor. Torpile benzer gövdeleri sayesinde sürtünmeyi en aza indirmeyi başaran keskin dişli ve güçlü çeneli baraküdalar, akintida çok az enerji harcayarak avlaniyor. Akintili ve zorlu ortamda kendinden daha yavaş hareket eden diğer baliklarin bu keskin dişli ve hizli avcidan kaçma şanslari hiç yok. Böylesine yirtici bir balik bile gruplar halinde dolaşiyor, amaç kendilerinden büyük avcilardan korunmak. Akintinin nimetlerinden faydalanmak isteyen bir grup daha var; akyalar. Etrafimizi sarip dönmeye başliyorlar. Sayilarin tahmin etmeye çalişirken kafam karişiyor, sanirim binlerle ifade edilecek kadar çoklar. Dünyanin başka yerinde bu kadar çok baliğin bir arada bulunabileceğine ve sualti trafiğinin bu kadar yoğun olabileceğine ihtimal vermiyorum.

KONAKLAMA KAPALAi VE MABUL`DA
Yeşil kaplumbağalarin yumurtlama bölgesi olduğu için adanin etrafini çevreleyen kumsallarda gün batimindan sonra yürüyüş yapmak yasaklanmiş. Böylece hem yumurta birakmak için karaya çikan kaplumbağalarin korkup geri dönmeleri önleniyor, hem de yumurtalarin üzerine dikkatsizce basilarak kirilmalari engelleniyor. Sipadan, 800 metre derinliğindeki Sulawesi denizi tabanindan yükselen sönmüş bir volkanin lav bacasi üzerinde 12 dönüm büyüklüğündeki yüzeyi yağmur ormanlariyla kaplanmiş bir ada. Yağmur ormaninin etrafi bembeyaz kumsallarla ve mercan resifleri ile sarilmiş. Otelin hemen önünden denize girip 15 metre yüzünce derinlik birden 600 metreye düşüyor. Bu muhteşem duvar, dünyanin en iyi kiyi ve gece daliş yapilan bölgesi olarak kabul ediliyor. Güneş battiktan sonra resifteki yiyecek bulma mücadelesi yerini geceyi geçirecek güvenli bir yer bulma telaşina birakiyor. Tüm kovuklar kaplumbağalar ve hörgüçkafalilar tarafindan kapiliyor. Sipadan, ekolojik zenginliği yüzünden Endonezya ve Malezya arasinda yillar boyunca tartişma konusu olmuş. 1998 Yilinda Ada`nin mülkiyeti tartişmalarina son vermek amaciyla Uluslararasi Hukuk Mahkemesi`ne gidilmiş ve mahkeme 2002`de kararini Malezya lehine vermiş. Celebes, Sulawesi ve Güney Çin Denizi biyolojik çeşitliliği en fazla olan bölgeler, ancak son yillarda artan nüfusun talebi, denizin onlara sunabileceği kapasiteyi aşmiş. Aşiri ve yikici avcilik sonucu bölgedeki resifler `hayalet şehre` dönüşmüş. Ancak, tarih boyunca yerleşim olmayan ve efsanevi dev ahtapottan (!) korkan balikçilarin uzak durduğu Sipadan, bakir kalmayi başarmiş. Yüzyillar boyunca efsanevi dev ahtapot tarafindan korunan Ada, artik Dünya Doğa Fonu tarafindan korunuyor. Fon tarafindan dünyanin en iyi mercan alanlarindan birisi olarak koruma altina alinan Ada, Ocak ayindan itibaren konaklamaya tamamen kapatilirken alinan bu hakli karara `Yerküredeki hiçbir yerde bu adadan daha zengin sualti canlisi yoktur` cümlesi eklenmiş. Buraya daliş yapmak isteyenler, çevre adalar olan Kapalai veya Mabul`da konaklama yapiyor. Üzerinde bungalovlardan oluşan tek bir resort otelin bulunduğu Kapalai, çok romantik bir mekan. Denizin üzerine çakilan tahta kaziklara oturtulan bungalovlarda telefon, radyo, televizyon gibi teknolojik haberleşme cihazlarinin kullanilmadiği huzur dolu odalar yaratilmiş. Balkondan gün batimini izlerken ve sessizliğin tadini çikarirken günün tüm yorgunluğu atiliyor. Sabah dalişlarini Sipadan`da yaptiktan sonra dönüp diğer dalişlari burada yapmak çok uygun, çünkü Borneo`nun en iyi makro dünyasi bu adayi çevreleyen sularda bulunuyor. Daliş yapanlar için her şey düşünülmüş ve iyi planlanmiş. Hazirlanma alanlari çok geniş ve rahat. Tüpleriniz daliştan önce güleryüzlü daliş ekibi tarafindan değiştiriliyor. Konforunuz için tüm olanaklar sağlaninca, size sadece dalmak kaliyor.

HALKI MÜSLÜMAN
Bölgenin diğer adasi olan Mabul, iki adadan biraz daha farkli. Diğer adalarda olmayan dev palmiye ağaçlarinin gölgesi bembeyaz kumsalin ve turkuvaz denizin üzerine düşüyor. Ada yerleşime açik. Geçimini balikçilik ile sağlayan ada halki çok güleryüzlü ve konuksever insanlardan oluşuyor. Çoğunluk kumsallar üzerinde kurulmuş ahşap barakalarda yaşiyor. Çocuklar için bir okul, Müslümanlar için büyük bir cami yapilmiş. Suç orani yok denecek kadar az. Kapalai`de olduğu gibi Mabul`da da denizin üzerine kurulmuş konforlu bungalovlarda konaklamak mümkün. Deniz manzarasinin ve dalgalarin sesinin tadini çikarmak için bol pencere kullanilmiş ancak, ilginçtir pencerelerin hiçbirinde cam yok. Biraz rüzgar çikar veya yağmur yağmaya başlarsa, kepenkleri kapatmak yeterli oluyor, çünkü sicaklik 28-34C arasinda olduğu için üşünmüyor. Tropik kuşaktaki bu adalarin hiçbiri muson firtinalarindan etkilenmiyor, fakat Aralik-Ocak aylarinda çok fazla yağmur yağiyor. Tüm yil boyunca daliş yapilan adalarda muson yağmurlarinin etkili olduğu bu zamanlarda deniz biraz kabarik oluyor. Size eşlik eden rehberler, sualtinda yaşayan canlilari çok iyi bildikleri gibi fotoğraf ve video ekipmanlarini da iyi taniyorlar. Rehberim Jinky, ilk dalişimdan önce hangi canlilarla ilgilendiğimi ve ne tür objektif kullandiğimi sorunca çok şaşiriyorum ve ayni zamanda rahatliyorum. Yapacağim dalişlar sirasinda ilgimi çekmeyen hiçbir canliyi bana göstermeyeceği gibi yanimda köpekbaliği, kaplumbağa gibi büyük canlilari görüntülemeye uygun geniş açili objektif olduğunda tirnak büyüklüğündeki makro canliyi göstermek için kolumdan çekiştirme gafletinde bulunmayacağini anliyorum. Rehberlerin kaliteli ve bilgili olduğu, dalişlarin çok rahat ve konforlu yapildiği, binlerce minik canlinin yaşadiği, her dalişta onlarca kaplumbağa görülen, balik sürülerinin içinde yüzülen, köpekbaliklarina bir kol uzakliği kadar yaklaşilabilen, Kizildeniz`de yaşayan balik türlerinin 3 kati farkli türün yaşadiği bu adalar, Güney Asya`yi vuran tsunamiden zarar görmediler. Başka bir ifade ile, italya açiklarinda meydana gelebilecek tsunami dalgalari Trabzon kiyilarini ne kadar etkileyebilirse Malezyalilar o kadar etkilendiler.

09.09.2005 08:55, 6930 kez okundu 0 kez tavsiye edildi.

Yorumlar

26-10-2007 15:38:23 | ali | 88.24..xxx

ruya gibi

Diğer Yazılar
Antalya`nın Sualtı Yeniden Keşfediliyor
Antalya`da Gazipaşa Türkiye’nin yeni dalış merkezi adayı
Suluin Mağarası
Gök Mağarası
Falezler
Kaş Uçak Batığı
Kaş Uçak Batığı - 2
Antalya Kaş `ta dalış turizmine ilgi artınca okul sayısı arttı
ilk buğday ihracatimiz ve MANiSSA
KaşÂ´in sualti bitki örtüsü ...
Bakir Güzellik Saint John SUALTI
Uzakdoğu harikasi Malezya
Kaplumbağa Cenneti
Uluburun Antik Batiği
Gelidonya Antik Batiği
Daliş ve Kanunlari
B24 Amerikan Savaş Uçaği Batiği
Üç Adalar
Kiriş Koyu
Batik Ada
Etiketler :

Foto Galeri