19-04-2019
Forum

Ana Sayfa / Sualtı Rehberi ve Bölgeleri / ilk buğday ihracatimiz ve MANiSSA

Yaz boyunca defalarca daldiğim fakat kalabalik yüzünden fotoğraf çekemediğim gemi enkazina tekrar dalmaya karar verdim. Gemi enkazindan kalabaliğin ne işi var diyeceksiniz biliyorum. Bu enkazin Konyaalti plajinda olduğunu söyleyince sanirim neden bahsettiğimi daha iyi anlayacaksiniz. Yazin binlerce, hatta on binlerce insanin denize girdiği Konyaalti plajinda...
Tipik bir Ekim sabahiydi. Bir hafta önceki firtinadan sonra hava sakinleşmiş, deniz ise tahta gibi dümdüz olmuştu. Yaz boyunca defalarca daldiğim fakat kalabalik yüzünden fotoğraf çekemediğim gemi enkazina tekrar dalmaya karar verdim. Gemi enkazindan kalabaliğin ne işi var diyeceksiniz biliyorum. Bu enkazin Konyaalti plajinda olduğunu söyleyince sanirim neden bahsettiğimi daha iyi anlayacaksiniz. Yazin binlerce, hatta on binlerce insanin denize girdiği Konyaalti plajinda... Bu kadar çok sayida insan bir anda denize girince deniz tabanindaki tortu hareketleniyor, sualtinda görüşme mesafesi metrelerce azaliyor ve fotoğraf çekmek imkansizlaşiyor. Kismet bugüneymiş deyip şansimi denemeye karar verdim. Denize girdiğim anda ne kadar doğru bir karar verdiğimi anladim. O kadar güzel bir sonbahar günüydü ki güzelliğini kelimelerle anlatmak çok zor. El ayak çekilmiş, etraf son derece sakin... Hiç rüzgar olmadiği için deniz dümdüzdü ve yüzeyine bakinca aynaya bakar gibi yansimami görebiliyordum. Suyun alti da ayni güzellikteydi. Karakuyruklar, barakudalar batiğin etrafinda dört dönüyor, yiyecek ariyordu. Geniş alana yayilmiş enkazin her köşesi bir canliya yuva olmuştu. irili ufakli canlilar korunakli bölge olduğu için buraya yerleşmişti. Bir borunun içini yuva yapan horozbina ara sira kafasini çikarip etrafi kolaçan ediyor, sonra hizla yuvasina dönüyordu. Büyük bir saçin altinda ise bir çift göz beni izliyordu. Ne olduğunu merak edip yaklaştiğimda çok iri bir ahtapot olduğunu anladim. O kadar iri bir ahtapottu ki kafasi en az benim kafam büyüklüğündeydi.

JiLET GiBi KESKiN DEMiR PARÇALARI
Yillar önce kiyiya oturan gemiden arta kalan parçalar artik sualti canlilarina ev sahipliği yapiyordu. Enkaz kiyidan hemen bir metre derinlikten başlayip yirmi metreye kadar dağilmişti. O kadar siğdaydi ki hem daliş yapmak hem de fotoğraf çekmek için oldukça tehlikeliydi. Derindeki enkazlara dalmak ne kadar tehlikeliyse çok siğdakilere dalmak da bir o kadar tehlikelidir. Çünkü denizdeki dalgalarin etkisi derine indikçe azalirken yüzeye yakin bölgelerde olumsuz sonuçlar yaratir. Neyse ki uygun bir gün seçmiştim ve bu tehlikeleri yaşamadim. Ancak buradan denize girenler benim kadar şansli değil. Uzun yillar sualtinda kalan enkaz yüzücüler için çok riskli. Biz çocuk iken Konyaalti plajinda deliktaşin önünde denize girerken çok dikkatli davranirdik, çünkü buradaki enkazi bilmeyenlerin mutlaka ayaklari kesilirdi. Denizde iyice yumuşayan ayaklar jilet gibi keskin ve üstüne üstlük bir de pasli demir tarafindan kesilince yaz tatili zehir olurdu. Bu tehlike bugün de devam ediyor. Turizmin patlamasiyla birlikte artan yerli ve yabanci ziyaretçi sayisi burada denize girenlerin riskini arttiriyor. Geminin bulunduğu bölgeyi işaretleyip bir tehlike levhasi asmak yeterli bir tedbir değil. Çünkü ekim ayinda ben daliş yaparken bu uyarilarin hiçbiri yoktu ve çevrede denize giren onlarca insan vardi. Umarim yakin bir zamanda gereken finansman bulunur ve bu enkaz buradan kaldirilir.

ARAşTIRMA MARATONU BAşLIYOR
Birçok insanin ayağini kesen ve onlara rahatsizlik veren gemi bende farkli etkiler yaratiyor. Batik dalişi sonrasinda ortaya çikan araştirma ve keşfetme güdüsü beynimi kemirmeye başliyor. Her daliş sonrasi görülen hastaliğim yeniden nüksediyor ve yeni bir araştirma maratonu start aliyor. insanlarin çok zevkli olduğunu düşündüğü araştirmacilik işi hiç kolay değildir. Disiplinli çalişmak ve sabir ister. Sağlam bir motivasyon ister. Bazen haftalarca araştirma yapar, hiçbir ipucu bulamazsiniz. Aylar, hatta yillar geçer, araştirmaniz sonuç vermiyor derken bir ipucu yakalarsiniz ve gerisi çorap söküğü gibi gelir. Bu geminin gizemini çözen ipucu bir tesadüf eseri ayağima kadar geldi. Antalya iskelesinin bir mil açiğindaki Saint Didier batiğini araştirirken denizcilik ile uğraşan birçok insanla görüştüm. O günleri yaşayanlari, elinde bilgi, belge, fotoğraf olanlari bulup ziyaret ettim. Bu ziyaret listesinin en başina Antalya?nin en eski gemi acentelerinden Akiş?in sahibi baba dostu Ata Küner?i koydum. Elinde Antalya ile ilgili oldukça eski ve kaliteli fotoğraflar vardi. Uzun uzun eskilerden konuştuktan sonra Konyaalti?ndaki batiktan bahsetmeye başlayinca benim kalp atişlarim hizlanmaya başladi. Bir geminin hikayesini araştirirken karşima başka bir gemi daha çikmişti. Bu tür bir olay beş sene evvel de başima gelmişti ve mucizevi sonuçlar doğurmuştu. Heyecanla dinlemeye başladim.

ATA KÜNER ANLATIYOR
?Babam Talip Küner gemi acenteciliği ile uğraşiyordu. iskelede ofisi vardi. O zamanlar iskele tekin bir yer değildi. insanlar çocuklarinin oraya gitmesine izin vermezdi. Gemiler büyük olduklari için iskeleye giremez, falezlere yaklaşip demir atardi. Buradan mavnalarla yükleme ve boşaltma yapilirdi. Yükleme işleminin yapilmasi için hava şartlarinin uygun olmasi gerekirdi. Kuvvetli meltem olduğu zaman deniz dalgalanirdi ve yükleme yapmak imkansiz olurdu. Poyraz estiği zamanlar ise en mutlu anlarimizdi çünkü deniz düz olduğundan yükleme işlemi çok rahatlikla yapilirdi. Bazen deniz o kadar uzun süre dalgali olurdu ki yükleme işlemi için gelen gemi günlerce beklerdi. Bugün restoran olarak işletilen bina un fabrikasi idi. Buraya yaklaşan gemilere yüklenen buğday ve un yurdun çeşitli bölgelerine gönderilirdi. 30 Mart 1938 tarihi önemli bir gündü. Çünkü un fabrikasindan yüklenen gemi Türkiye?nin ilk buğday ihracatini yapacakti. Devrin başbakani ismet inönü, Misir hükümeti ile anlaşmiş ve oraya buğday ihraç edecekti. Dönemin büyük gemilerinden Manissa, un fabrikasi önünden malini yükledi. Deutsche Levante Lines firmasina ait geminin acenteliğini babam yapiyordu. Antalya limani için önemli bir gündü, çünkü büyük miktarda yük yurtdişina gönderilecekti. Ama işler yolunda gitmedi. Mali yükleyip demir alan Manissa gemisi kisa süre sonra denizin ortasinda durdu. Motorlari arizalandiği için ilerleyemeyen gemi sürüklenmeye başladi. Çaresiz bakişlarimiz altinda Konyaalti sahilinde karaya oturdu ve yan yatti. şans eseri can kaybi olmadi. Herkes gemiye yardima koştu. Yan yattiği için pervanesi havada kalmişti. Kurtulma ihtimali olmadiğini gören kaptan mali boşaltma emri verdi. Mal boşaltildi, sigorta eksperi geldi, tespit yapildi. O zamanlar teknoloji gelişmemiş olduğu için gemi oturduğu yerden kurtarilamadi. Kisa süre içinde istanbul?dan hurdacilar geldi. Gemiyi dinamitleyerek parçaladi ve sattilar. Gümrüklü mal olduğu için sökülürken başinda gümrük görevlileri bekliyordu. Büyük vinçler ve sualti kaynak işi olmadiği için tavasi kiyida kaldi. (Alti düz olduğu için omurgaya biz tava deriz.) Zamanla dalgalar çakili oynattiği zaman ve firtina sonrasinda ortaya daha fazla demir çikiyordu. Antalyali hurdacilar hemen gelip demiri keserdi. Bir süre sonra tamami kayboldu. işin ilginç tarafi gemi karaya oturduğu zaman kimsenin burnu bile kanamadi, ancak şimdi sualtinda kalan parçalar insanlari kesip biçiyor.

iLK BUğDAY iHRACATIMIZ
Evet, bir geminin hikayesi de böylece ortaya çikmiş oldu. 1921 yilinda imal edilen 3,970 tonluk geminin ilk ismi Hornfels idi. 1925 Yilinda Horn Line, Lubeck tarafindan satin alindi ve bir yil sonra ismi Ulm olarak değiştirildi. 1935 Yilinda Bock, Goddefroy & Co, Hamburg tarafindan satin alinan geminin ismi Manissa oldu. 30 Mart 1938?de Antalya?da batti. Olayin ilginç yani ise Manissa gemisi Türkiye?nin ilk buğday ihracatini yapmak üzere yola çikmişti. şansizlik sonucunda karaya oturdu ve ihracatimiz da bu gemiyle birlikte suya düştü. Yeni batik hikayeleri ile tekrar buluşmak üzere.

kaynak : www.tourismtoday.net - Levent Konuk

13.03.2007 14:11, 7405 kez okundu 0 kez tavsiye edildi.

Diğer Yazılar
Antalya`nın Sualtı Yeniden Keşfediliyor
Antalya`da Gazipaşa Türkiye’nin yeni dalış merkezi adayı
Suluin Mağarası
Gök Mağarası
Falezler
Kaş Uçak Batığı
Kaş Uçak Batığı - 2
Antalya Kaş `ta dalış turizmine ilgi artınca okul sayısı arttı
ilk buğday ihracatimiz ve MANiSSA
KaşÂ´in sualti bitki örtüsü ...
Bakir Güzellik Saint John SUALTI
Uzakdoğu harikasi Malezya
Kaplumbağa Cenneti
Uluburun Antik Batiği
Gelidonya Antik Batiği
Daliş ve Kanunlari
B24 Amerikan Savaş Uçaği Batiği
Üç Adalar
Kiriş Koyu
Batik Ada
Etiketler :

Foto Galeri