Antalya, bölgenin en eski kenti değildir. Perge, Side, Aspendos ve Phaselis o kurulduğunda yüzlerce yıllık kentlerdi.
Antalya'yı özel kılan şey yaşı değil, neden kurulduğudur.
Önce küçük bir yerleşim vardı
Bugün Kaleiçi dediğimiz alanda, limanın üzerindeki kayalıkta daha erken bir yerleşim bulunuyordu: Korykos. Küçük, avlulu evlerden oluşan, bölgenin iklimine uygun, surla çevrili mütevazı bir yerleşimdi.
Çevresi sulak ve bataklıktı; limanın askerî ve ticarî amaçla kullanılması o dönemde hâlâ güçtü. Bu yüzden Korykos uzun süre, çevresindeki büyük kentlerin egemenlik alanında kalmış küçük bir nokta olarak kaldı.
Bergama'nın denize açılan tek kapısı
M.Ö. 2. yüzyılın ortalarında tablo değişti. Anadolu'nun en güçlü krallığı olan Bergama Krallığı bu küçük yerleşimi egemenliğine kattı.
Bunun sebebi stratejikti: burası Bergama Krallığı'nın Doğu Akdeniz'e doğrudan açılabildiği tek alandı.
Kentin adını aldığı kurucusu II. Attalos Philadelphos hakkında meşhur bir söylence anlatılır: kral adamlarına "Bana bir yeryüzü cenneti bulun" demiş, onlar da bugünkü Antalya'yı bulmuş.
Söylence güzeldir; ama kentin kuruluş sebebi daha somuttur:
- Kıbrıs üzerinden İskenderiye başta olmak üzere tüm Doğu Akdeniz ticaretinde elverişli bir konum
- Doğal ve korunaklı bir liman
- Likya, Pisidya ve Pamfilya bölgelerini bağlayan yolların kesişme noktası
Bu üçü bir araya geldiğinde, Korykos'un ilk gerçek kentleşme süreci başladı. Kent, Hellenistik Dönem'le birlikte Kıbrıs, Mısır ve Levant'a uzanan ticarî ve askerî trafikte önem kazandı.
Kent nereye kadar uzanıyordu
Son yıllardaki araştırmalar, yerleşimin bu dönemde güney ve doğu yönünde genişlediğini gösterdi. Attaleia, 1930'lu yıllara kadar büyük oranda ayakta duran sur duvarlarının çevrelediği alana bu dönemde yayıldı.
Kaleiçi'nin kültürel sürekliliği açısından en önemli kazı alanlarından biri Kesik Minare'dir. Buradaki kazılar, yerleşim sınırlarının II. Attalos Philadelphos döneminde güneyde en azından bu alana kadar uzandığını gösteren kalıntıları ortaya çıkardı.
Alanın doğusunda ve güneyinde L biçiminde dizilen mekânlar, M.Ö. 2. yüzyıl ortasıyla birlikte burada kentin agorasını oluşturan yapıların bulunduğunu ortaya koydu. Bu kalıntılar, o dönem yerleşmesinin kent içinde saptanan tek yapısal buluntularıdır.
Akropol: bugün yürüdüğünüz yer
Eski yerleşimin limanın üzerinde yayıldığı alan, bu dönemde büyük olasılıkla kentin akropolü olarak düzenlendi.
Bugün Kırk Merdiven'in kente giriş sağladığı noktadan başlayıp Kale Kapısı'na uzanan iç sur duvarı, bu akropolün güney sınırını oluşturmuş olmalıdır. Aynı duvar Bizans ve Selçuklu dönemlerinde onarılmıştır.
Kente ve limana hâkim bu akropolün, tıpkı Bergama Yukarı Kent'te olduğu gibi, kent yöneticilerinin saray niteliğindeki anıtsal konutlarını ve bazı kutsal alanları içerdiği düşünülmelidir.
Hellenistik sur duvarlarının kalıntılarına bugün Mermerli Plajı'nın güneyinde rastlanabilir.
Kentin tanrıları
Kesik Minare alanındaki anıtsal kalıntının apsis dış duvarlarında devşirme olarak kullanılmış çok sayıda Dor düzeninde sütun başlığı, yapının temel seviyesinde bulunan sütun tamburları ve iç surlarda kullanılmış triglif-metop blokları hep aynı yöne işaret eder: kentte Hellenistik Dönem içinde, büyük olasılıkla baş tanrıça Athena'ya adanmış anıtsal bir tapınak vardı.
Attaleia sikkelerinde Poseidon'a rastlanması ise bir liman kenti için son derece doğaldır.
Kent dokusunun, Bergama ve pek çok Hellenistik kentte görüldüğü gibi dörtgen adalara bölünmüş olması, anıtsal kapılardan içeri uzanan geniş caddelerle donatılması beklenir. Agoraya komşu bouleuterion ve prytaneion gibi kamu yapıları, arazi yapısı nedeniyle tek uygun alan olan Mermerli Terası'nda da bir tiyatro bulunması muhtemeldir.
Bir kentin doğuşundaki ders
Antalya, bir kralın hayaliyle değil, bir krallığın ihtiyacıyla kuruldu: denize çıkmak.
Aynı ihtiyaç bin dört yüz yıl sonra Selçukluları da buraya getirecek, kent yine aynı sebeple fethedilecektir.
Dizinin devamı: Korsanlar, Roma ve Hadrianus
Önceki bölüm: Tırmiler, Pamfilyalılar ve Pisidyalılar
Kaynak: Kültür ve Turizm Bakanlığı, Dünden Bugüne Antalya, 1. Cilt, Tarih I (Eski Dönem), Selçuklu Öncesi Antalya ve Kaleiçi bölümü.
Yorumunuz onaylandıktan sonra yayımlanır.