Antalya'yı gezerken üç ayrı dünyada dolaşırsınız. Batıda kaya mezarları, ortada büyük Roma kentleri, kuzeyde dağ başına kurulmuş kaleler. Bu üçü tesadüf değildir; üç ayrı halkın ve üç ayrı bölge adının izidir.
Tırmiler: "Likyalı" dediğimiz halk
Kent sınırları içinde belirli bir dil ve arkeoloji kimliğiyle tanımlanabilen ilk büyük uygarlık Tırmilere aittir. Teke Yarımadası'nın hemen hemen tamamına yerleşmişlerdir. Antalya'nın batı ve kuzeybatısına dağılmış yüzlerce kaya mezarı, lahit, stel ve dikme anıt onlardan kalmadır.
Tırmilerin Hellenceyle ilgisi olmayan özgün bir yazısı ve dili vardı. Yazılı varlıklarını M.Ö. 5. yüzyıl başından Makedon Aleksandros'un gelişine kadar sürdürebildiler.
Peki neden onlara genellikle "Likyalı" deniyor? Çünkü Hellenler bu yerli halkın yaşadığı bölgeye Lukiya adını verdi. Ancak Hellen kaynakları dikkatle okunduğunda, "Likyalı" sözcüğüyle çoğu zaman bölgede yaşayan Hellenlerin kastedildiği görülür. Burada yaşayan yerli halk kendisine Tırmili, ülkesine de Trm... diyordu; Persler ve öteki Ön Asya halkları da bu adı benimsemişti.
Herodotos onların Girit kökenli olduğunu, adadan göç ederken kendilerine Termilai dendiğini söyler. Bugün dil ilişkilerinden biliyoruz ki bu görüş tarihî değildir. Tırmiler, dil özellikleri bakımından Anadolu'nun ikinci binyıl halklarındandır. Dilleri Luvicenin etkisindedir ama Luviceden türememiştir; içinde Luviceden daha eskiye giden Hint-Avrupa ses özellikleri bulunur.
Tırmilerin siyasi düzeni
Tırmiler, Frigler ya da Lidyalılar gibi baştan itibaren etkin bir siyasi birlik kurmadılar. Göçmenlik, paralı askerlik ve sürgünlük bilmezlerdi.
Düzenleri şuydu: sahilde ya da yaylada yüksek bir tepeye konumlanmış tahkimatlı kentlerde, "kent beylikleri" biçiminde yaşayan feodal bir toplum. Antalya'nın batısındaki antik kentlerin neden hep yamaçta ve savunmalı olduğunu bu cümle açıklar.
Tarihleri hızla özetlenebilir:
- M.Ö. 546–538 — Pers kralı Kyros'un generali Harpagos bölgeyi ele geçirir
- M.Ö. 454 dolayı — Delos Birliği'ne katılırlar
- M.Ö. 412 — ülke yeniden Perslerin eline geçer
- M.Ö. 362 dolayı — Satrap İsyanları; Limyra'da (Kumluca) egemen olan Perikle ile Karia satrabı Mausolos çekişir
- M.Ö. 334/333 — Makedon Aleksandros'un Pers Seferi satraplık dönemini bitirir
- M.Ö. 168 — federatif nitelikli Likya Birliği kurulur
Pers dönemi hakkında yaygın kanının aksine, bu yıllar bölge için bir atılım ve canlanma dönemi olmuştur. Küçük halkların belirli bir siyasal düzen altında yönetilmesi ekonomik olarak önlerini açtı; sanatları, dilleri ve yazıları da bu dönemde derinleşti.
Likya Birliği'nin kuruluşuyla birlikte bölge resmen "Likya" adını taşımaya başlar. Ancak aynı anda bölgeyi özgün kılan halkın yazısı, dili ve sanatı ortadan kalkmıştır.
Pamfilya: "tüm halkların ülkesi"
Antalya il sınırlarının önemli bir bölümü Hellen-Roma çağlarında Pamphylia adıyla anılıyordu. Kaba hatlarıyla doğuda Kilikya, kuzeydoğuda Likaonya, kuzeyde Pisidya, batıda Likya ile çevriliydi.
Adın kendisi Hellencedir ve anlamı çarpıcıdır: "tüm halklardan olan insanların yaşadığı memleket".
Bu ad bir etnik kimliği değil, bir karışımı anlatır. Tarihî açıdan "Pamfilyalı" adını taşıyan bir halk yoktur; sözcük yalnızca "Pamfilya bölgesinde ikamet eden kimse" demektir. Nitekim dil açısından bakıldığında bir Sideli ile bir Aspendoslu birbirine tamamen yabancıydı.
Suedra kentinde bulunan bir kehanet yazıtı bunu açıkça söyler: "karışık milletlerin ülkesinde yaşayan siz Suedra Pamfilyalıları..."
Bölgenin sınırları da hep tartışmalı olmuştur:
| Kaynak | Pamfilya sınırı |
|---|---|
| Ps. Skylaks (M.Ö. 4. yy) | Alanya yakınlarından Korakesion'a (Alanya) kadar |
| Livius | Batı sınırı Phaselis kenti |
| Plinius Mela | Side ile Phaselis arası |
| Strabon | Phaselis ve Olbia'dan Korakesion'a kadar |
Bugün en yaygın kullanılan tanım Strabon'unkidir.
Pamfilya'nın kendi alfabesi
Bölgenin erken halkı (substratum) Luvi etkisinde bir güney Anadolu halkıydı; onlardan yazılı belge kalmadı. Ama varlıkları, bölgede konuşulan Hellen lehçesi üzerindeki etkiden anlaşılır.
Pamfilya Hellenleri, İyonya ve Atina'da kullanılandan kısmen farklı bir yazı kullanmışlardır. Karşılaştırmalı dilbilime göre Anadolu'daki en eski Hellen gruplarından birini oluştururlar; dillerinde Miken ve Dor özellikleri bulunduğu için M.Ö. birinci binyılın başlarında Anadolu'ya göç ettikleri kabul edilir.
Sillyon'da bulunan M.Ö. 4. yüzyıla ait bir yazıt, kentin bir "yaşlılar konseyi" eliyle yönetildiğini gösterir.
Rodoslular, Dorlar ve Phaselis
Kumluca ile Phaselis arasında kalan kentlerin erken dönemde Rodoslularca kolonileştirildiği söylenir. Kumluca yakınlarındaki Rhodiopolis bunun kanıtı sayılır.
Phaselis ise M.Ö. 7. yüzyılda Rodos Lindos'undan gelen göçmenlerce kurulmuştur; Dor Hellencesi konuşurlardı ve "Hellen dostu" kentlerden sayılırlar.
Miluas ve Soluma: efsanenin sınırı
Herodotos'a göre bölgede Likyalılardan önce Termiliyalılar, onlardan önce de Miluaslılar ve Solumalılar yaşıyordu.
Kaş'ta limana inen çarşının başındaki görkemli lahitin üzerindeki yazıt ile Ksanthos tiyatrosu yakınındaki dikme anıtın yazıtı, bilinenlerden farklı bir dile aittir. Bazı araştırmacılar bu dilin Miluaslılara ait olduğunu düşünür, ancak bunu doğrulayacak kanıt yoktur. Bugün için Soluma ve Miluas, efsane ile tarih arasındaki sınırda durur.
Sırada ne var
Bütün bu halkların üzerine önce Bergama Krallığı, ardından Roma gelecek ve Antalya kenti tam da bu geçişte kurulacaktır.
Dizinin devamı: Attaleia'nın Kuruluşu: Bergama Kralının Yeryüzü Cenneti
Önceki bölüm: Parha ve Kastaraya
Kaynak: Kültür ve Turizm Bakanlığı, Dünden Bugüne Antalya, 1. Cilt, Tarih I (Eski Dönem) bölümü; Doç. Dr. Recai Tekoğlu.
Yorumunuz onaylandıktan sonra yayımlanır.