Antalya'nın yüzyıllarca taşıdığı Teke adı bir beyliğin, bir aşiretin ve bir beyin hikâyesidir. O bey, kentini geri almak için on iki yıl uğraşmış ve bunu başarmıştır.
Beyliğin kuruluşu
Anadolu Selçuklu Devleti 1300'den sonra İlhanlıların nüfuzuna girip hükmü kalmayınca, batı ucundaki aşiret uç beyleri kendi beyliklerini kurmaya başladı.
13. yüzyıl başında Selçuklular tarafından Yalvaç, Borlu ve Eğirdir taraflarına yerleştirilmiş olan Teke aşiretinin bir kolu da yüzyılın sonunda bağımsızlığını ilan etti. Başlarında Hamid Bey'in torunu, İlyas Bey'in oğlu Feleküddin Dündar Bey vardı. Kurulan beylik Hamidoğulları Beyliği adını aldı; merkezi önce Uluborlu, sonra Eğirdir oldu.
Dündar Bey sınırlarını güneye doğru genişletti. Gölhisar ve Korkuteli'ni aldı; ardından memleketi gezmeye çıkmış olan Antalya Beyi'nin esir düşmesi üzerine 1301'de Antalya'yı zaptetti.
Antalya'yı kardeşi Yunus Bey'in idaresine verdi. Böylece Hamidoğulları Beyliği ikiye ayrıldı: Eğirdir kolu ve Antalya kolu.
"Teke" adı nereden geliyor
Teke adının kaynağı hakkındaki görüşlerin ortak noktası, bu ismin bölgeye yerleştirilen Yörük aşiretlerine izafeten verilmiş olmasıdır.
Neşrî'nin Cihannümâ'sı, Yazıcıoğlu Ali'nin Tevârih-i Âl-i Selçuk'u ve İbn Kemal'in Tevârih-i Âl-i Osman'ı; Teke'nin Üçoklardan İğdir boyu kethüdasının oğlu olduğunu, bu bölgeye yerleştiğini ve bölgenin onların adıyla anıldığını yazar.
İskânın iki dönüm noktası vardır:
- 1207 fethinden sonra I. Gıyaseddin Keyhüsrev bölgeye İğdir Yörüklerini yerleştirdi ve Antalya'yı kışlak verdi
- 1216 fethinden sonra bölgeye büyük miktarda Teke Yörüğü yerleştirildi
14. ve 15. yüzyıllarda Üçoklara bağlı boy ve oymaklar Teke-eli'ne yerleşmeyi sürdürdü. Menteşe, Saruhan ve Karamanoğullarının zayıfladığı dönemlerde başka Türkmen aşiretleri de geldi.
Yerleştikleri topraklara kendi adlarını veren cemaatlerden bazıları şunlardır: İsalu, Menteşe, İğdir, Göğez, Bayındır, Karakoyunlu, İmreoğlu, Saruhanoğlu, Kızılca Keçelü, Bozdoğan, Ozanlar, Oğuzhanlu, Bayat, Sökle, Kayı ve Varsak Yörükleri.
Bugün Antalya'nın pek çok köy adı bu listeden gelir.
Teke-eli ise şu bölgeyi kapsıyordu: Antalya, Finike, Kaş, Kalkanlı, Millî, Gömbe, Elmalı, Korkuteli, Karahisar ve sahilde Antalya ile Alâiye arası.
Kıbrıs Krallığı Antalya'yı alıyor
1216'daki fethin üzerinden tam 145 yıl 7 ay geçmişti.
Kıbrıs kralı I. Pierre de Lusignan, 24 Ağustos 1361 salı günü 114 parçalık güçlü bir filoyla Antalya limanı önüne geldi ve Teke-eli'nin merkezi olan kenti hücumla zaptetti.
O sırada beyliğin başında Mübarizeddin Mehmed Bey vardı. Sultânu's-Sevâhil, yani "Sahiller Sultanı" unvanını taşıyordu ve ömrünü Kıbrıs Franklarıyla mücadele içinde geçirmişti.
On iki yıllık inat
Mehmed Bey, Korkuteli'ne (İstanos) çekildi ve beyliğin merkezini oraya taşıdı.
Antalya'yı geri almak için önce ekonomik boykot uyguladı: Kıbrıslılara yiyecek satılmasını yasakladı, onları açlıkla teslim olmaya zorlamak istedi.
Ardından askerî yolu denedi. Karamanoğlu Alâeddin Ali Bey ile ittifak kurarak ertesi yıl 45.000 kişi ve 8 kalyonla Antalya önüne geldi. Çok şiddetli bir savaş yaptı ama kenti alamadı. Yine de bu savaşın sonunda Kıbrıs kralı Hıristiyan devletlerinden yardım istemek zorunda kaldı.
1370'te giriştiği büyük kuşatma da sonuç vermedi.
Sonunda, işgalden on iki yıl sonra, 14 Mayıs 1373 (21 Zilkade 774) tarihinde Antalya'yı yeniden fethetti.
Bu inadı yüzünden Teke Bey olarak tanındı ve Hamidoğullarının Antalya şubesi Teke Oğulları adıyla şöhret buldu.
Zincirkıran lakabı ve iki bayrak
Fethin hemen ardından Teke Bey, Antalya kalesinin burçlarına kendi bayrağını astı: beyaz zemin üzerinde kırmızı Mühr-i Süleyman (altı köşeli yıldız) ve ucunda iki zikzaklı yeşil çizgi.
14. yüzyılda yaşamış İspanyol Fransisken rahibi, seyahatnamesinde Antalya'da Teke Oğullarına ait iki bayrak bulunduğunu yazar: biri beyaz zemin üzerinde zikzaklı koyu çizgiler taşıyor, diğerinde Mühr-i Süleyman bulunuyordu.
Zincirkıran lakabı ise şuradan gelir: Antalya'nın küçük limanı ağzındaki kuleler arasında gerili duran zinciri kırmıştı. O zincir, 14. yüzyıl başlarında hâlâ yerindeydi.
Beyliğin imar eserleri
Teke Oğulları döneminde bölgeye pek çok zaviye, tekke, medrese ve hankâh yapıldı.
Teke beyleri, yörede yayılmış zaviye ve tekkelere bazı nahiye ve köyleri vakfederek ellerine nişan verdiler. Bunlardan bazıları:
| Yer | Zaviye / tekke |
|---|---|
| Antalya | Kılıççı Yusuf (Ahi Yusuf) |
| Finike | Abdal Musa |
| Kalkanlı | Ahi Devlethan |
| Gömbe | Şeyh İshak |
| Kaş | Şeyh Osman, Şeyh Bey |
| Korkuteli | Seydi Hızır, Has Balaban |
| Teke Karahisarı | Bâli Baba |
Dönemin ayakta kalan iki yapısı önemlidir:
- Sinanüddin Bey Medresesi (Korkuteli, 719/1319) — yanında hankâh adı verilen bir misafirhane ve imaret de vardı
- Zincirkıran Mehmed Bey Türbesi (779/1377)
Beyliğin sonu
Mehmed Bey'den sonra yerine oğlu Osman Çelebi geçti. Onun zamanında beyliğin eski önemi kalmamış, hâkimiyeti Antalya ve Korkuteli'nden ibaret hale gelmişti.
1390'da Osmanlı sultanı I. Yıldırım Bayezid, Osman Çelebi'nin oğlu Mustafa Bey'in elindeki Antalya'ya yürüdü. Mustafa Bey'in Mısır'a kaçması üzerine şehri ele geçirdi; muhafızlığına Firuz Bey'i getirdi ve Teke-eli'ni önce oğlu İsa Çelebi'ye, sonra Mustafa Çelebi'ye sancak olarak verdi. 1397'de Antalya ile Alâiye arasındaki bölge tamamen Osmanlı hâkimiyetine geçti.
1402 Ankara Savaşı'ndan sonra Timur'un gönderdiği kuvvetler Korkuteli ve İğdir taraflarını, Emir Şah Melik ise Antalya başta olmak üzere bütün Teke-eli'ni yağmaladı. Timur, Teke-eli'ni Bursa'da hapisten kurtardığı Karamanoğlu Mehmed Bey'e verdi; bölgede 1402–1415 arası Karaman hâkimiyeti yaşandı.
Osman Çelebi ise Antalya hariç eski beyliğine yeniden sahip oldu ve İstanos'u (Korkuteli) merkez yaptı. Korkuteli'nin beyliğe yirmi bir yıl başkentlik yapması bu döneme aittir.
Son girişim Ocak 1423'te geldi: Osman Çelebi, yeni Osmanlı hükümdarı II. Murad iç karışıklıkla meşgulken Karamanoğlu II. Mehmed Bey'le birleşip Antalya'yı geri almak istedi. Başaramadı.
Dizinin devamı: Osmanlı Döneminde Teke Sancağı
Önceki bölüm: 1207 ve 1216: Antalya'nın Fethi
Kaynak: Kültür ve Turizm Bakanlığı, Dünden Bugüne Antalya, 1. Cilt, Tarih II (Türk Dönemi); Tekeoğulları Beyliği bölümü Yrd. Doç. Dr. Hasan Moğol.
Yorumunuz onaylandıktan sonra yayımlanır.