Korkuteli, Antalya'nın geleneksel el sanatlarının en uzun süre yaşadığı ilçelerinden biridir. Bu sanatlar usta-çırak ilişkisiyle ya da babadan oğula geçerek sürmüş; hepsi bir ihtiyaçtan doğmuştur. Kullanılmayan hiçbir sanat ayakta kalamamıştır.
Son yıllarda ihtiyaçların klasik aletlerle değil modern teknolojiyle karşılanması, bu sanatlara olan ilgiyi hızla azaltmıştır. Aşağıdaki bilgiler, Süleyman Demirel Üniversitesi'nden Yrd. Doç. Dr. Saadettin Özdemir'in yörede yaşayan ustalarla bizzat görüşerek yaptığı derlemeye dayanır.
Nalbantlık
Korkuteli'nde nalbantlık iki kuşak boyunca sürdü.
**Niyazi Yay** (1931 doğumlu) mesleği babasının yanında öğrendi. Babası yörede "Nalbant İbrahim" adıyla tanınıyordu. Niyazi Usta 16 yaşında çırak olarak başladığı mesleği 1985'e kadar sürdürdü; yaşının ilerlemesi ve nalbanta olan talebin azalması bırakmasında etkili oldu.
**Hasan Ali Karabıyık** (1944, Büyükköy doğumlu) 14 yaşında Alanyalı Mevlüt Aykaç'ın yanında çırak olarak başladı, dört yıl onun yanında çalıştı. Sonra Korkuteli'nde Niyazi Yay ve Sadık Kuyumcu'nun yanında çırak ve kalfa olarak devam etti. Askerliğini de nalbant olarak yaptı.
Hasan Usta'nın bir sözü mesleğin özetidir:
"Nalbantın törpüsü, terzinin ütüsü gibidir."
Öküz ve inek nallamak
At, eşek ve katır nallamak bilinen bir iştir; ama Korkuteli'nde **öküz ve inek de nallanıyordu**. Bu, yörenin kendine özgü bilgisidir.
Neden yapılırdı:
- İnekler dağlık arazide daha iyi otlasın ve daha fazla süt versin diye
- Öküzler çift sürerken verimli kullanılsın diye
- Özellikle ineklerin arka ayaklarında oluşan iltihabı gidermek için
Nasıl yapılırdı:
- Atta olduğu gibi ayakta değil, hayvan usulüne uygun biçimde yatırılarak yapılır. Yıkmak için çatal ya da boyunduruk kullanılır
- Ayak altındaki iltihap varsa kazınır, temizlenir
- Tırnaklar temizlenip bir demirle yakılır
- Yakılan bölgeye katran ya da "püşe" denilen madde dolgu gibi doldurulur
- Nal çakılır. Bir öküzün nallanması için ayağına 32 çivi çakılır
- İşlem bitince hayvanın 20 gün kadar kaba, yumuşak toprakta yürümesi tavsiye edilir. Bu sürenin sonunda yeni tırnaklar çıkar
Ayakta hastalık yoksa katran ve püşe sürülmeden doğrudan nallanır. Öküz ve ineğin nalı dış taraftan ince olur, kalınlığı 2 milimetre civarındadır; at nalı daha kalındır.
**Teşhis yöntemi:** Nalbant, tokmakla hayvanın ayağına vurur. "Pof pof" diye boş bir ses çıkıyorsa ayak hastalıklıdır; kuvvetli bir ses çıkıyorsa sağlamdır.
Ağaç oymacılığı
**Osman Kaplan** (1931 doğumlu, Esenyurt köyü) becerilerini kendi gayretiyle geliştirdiğini söylüyor. Mesleğe 1950'li yılların başında başlamış, talep geldikçe sürdürmüştür.
Yaptığı işler: kaşık, kepçe, havan, kirmen, kaval, tartı, tokmak ve oyma süs eşyaları.
Her eşya için ayrı ağaç kullanılır:
- Havan — meşe
- Kepçe — ceviz
- Topça tokmağı ve sarımsak döveceği — armut
Topça tokmağı, yöresel bir yemek olan topçanın yapımında kullanıldığı için bu adı almıştır.
Yöredeki bir başka ağaç oyma ustası Fehmi Karaman ise, çocukları dahil hiç kimsenin bu sanatı öğrenmek istememesinden yakınmaktadır.
El dokumacılığı
**Fatma Özdemir** (1929 doğumlu, Esenyurt köyü) bilgi ve becerilerini aile büyüklerinden ve çevresinden öğrenmiştir. Ürettiklerinin ihtiyaç fazlasını aile bütçesine katkı için satmıştır.
Dokuduğu ürünler: çul, un çuvalı (yörede "dimil çuval"), tahıl çuvalı, el dokuma kilim, seccade, yün ve kıl çorap.
Bir çulun ortaya çıkması uzun bir sürecin sonudur:
- Koyun ve keçinin kırkılması
- Kılın taranması
- Kirmende eğrilmesi
- Çıkrıkta bükülmesi
- "Ipacı" denilen küçük tezgâhta ya da şişle dokunması
Esenyurt köyünde bir zamanlar çadır, çul, çuval, halı ve kilim dokumacılığının yanı sıra hayvan derisinden çarık ve kadınların çocuklarını sırtlarına sarmak için kullandıkları kolan da yapılırdı. Bugün talep olmadığı için üretilmiyor; ancak köyde çoğu evde bu eserlere hâlâ rastlanabilir.
Neden önemli
Bu sanatların yaşaması tanıtım ve pazarlamaya bağlıdır. Ürünlere talep artmadıkça usta da yetişmiyor. Yörede kalan son ustaların bilgisi yazıya geçirilmezse, öküz nallamanın nasıl yapıldığı ya da topça tokmağının neden armut ağacından oyulduğu bir kuşak sonra hatırlanmayacak.
Yorumunuz onaylandıktan sonra yayımlanır.