16-09-2019
Forum

Ana Sayfa / Perge - Aspendos / Aspendos , Belkıs

Antalya`nın doğusunda Serik yerleşiminin yakınındaki Eurymedon- Köprüçay ırmağının yanı başındaki 40m. yükseklikteki bir akropol tepesi üzerinde kurulmuştur. Kentin adı Luwi/Etrüsk dilinde `Asiawanda`olup, `At Ülkesi`anlamındadır. Hitit yazıtlarında, `Asitawada` olarak Ahhiyawa bölgesi sınırları içersinde sayılan kentin tarihi, M.Ö.3000 yıllarında bir Akropol kent olarak başlamıştır. Zamanla gelişerek Akropol dışına taşan kentin nüfusu M.Ö.12.yy`da Truva savaşından dönenlerle artmış ve büyümeye başlamıştır. Aspendos, milattan önceki dönemlerde ve Roma döneminde Eurymedon çayının gemi ulaşımına elverişli olması nedeniyle önemli bir ticaret kenti idi. Yörede yetiştirilen atlar, tuz ve ucuz şaraplar en önemli ihraç ürünleriydi. Zamanla ırmağın alüvyonlarla dolması nedeniyle, gemi ulaşımı imkansızlaşarak kent, denizden 6 km. iç karada kalmıştır. Aspendos antik kentinden arda kalan en önemli eser, M.Ö.2.yy`da Roma dönemi içersinde bir yarışma sonucu Mimar Zenon tarafından inşa edildiği anlaşılan 12.000 kişilik tiyatrodur. Aspendos Tiyatrosu, bugün dünyanın en iyi korunmuş ve en iyi akustiğine sahip antik tiyatrosu olarak kabul edilmiştir. Roma mimari özellikleri taşıyan tiyatroya, sahne binası ile oturma sıralarının arasında yer alan dehliz biçimindeki, sağlı sollu iki adet vomitorenlerden girilir. Toplam 41 sıradan oluşan cavealar 20. sırada bir diazoma ile ikiye ayrılmış, diazomanın üzerinde seyircilerin alışveriş yaptıkları ve güneşten korundukları magazin odaları inşa edilmiştir. Cavea sıralarının alt taraflarının oval olması ve en üstteki caveaya sahne binası yüksekliğine eş yükseklikte 40 adet kemerli galerinin ek olarak inşa edilmesi, tiyatro içindeki ses akustiğinin en iyi düzeye getirilmesini sağlamıştır. Cavea sıraları üzerindeki bazı isimlerin gravür şeklinde kazınmış olması, tiyatronun daimi müşterilerinin bulunduğunu göstermektedir. Seyirciler vomitorenlerden geçtikten sonra 24m. çapındaki orkestra alanına gelip, buralardan cavea aralarındaki 10 dik taş oyma merdivenden üst sıralara ulaşabilmekteydiler. Vomitorenler üzerinde şehir yöneticilerine ait Kral locaları bulunmaktadır. Sahne binasının iç yüzü, altta 20 korint başlıklı ve üstte 20 iyon başlıklı sütunlarla dekore edilmiş olup, bu sütunların aralarında üzerleri mermer plakalar ve işlemeli rölyeflerle bezenmiş çeşitli büyüklükte nişlerle süslenmiştir. Bu nişlerin içersinde Tanrıların ve Roma imparatorlarının heykelleri bulunmaktaydı. Sahne binasının en üstünde ise, eğlence ve şarap tanrısı Baküss`un rölyefi görülebilir. Sahne binası içerisinde çeşitli büyüklükteki odalarda, hazırlıklarını tamamlayan oyuncular ortada bir büyük ve yanlardaki 4 adet küçük kapıdan orkestra üzerine kurulu 2m. yüksekliğinde ahşap bir podyuma çıkmakta ve oyunlarını bu podyum üzerinde sergilemekteydiler. Antik dönemde tiyatro oyunları, genelde üç kişi tarafından oynanmakta olup, oyuncuların arkasında, hayvan-tanrı ve çeşitli mitolojik kahramanların maskelerine taşıyan, en fazla 20 kişiden oluşan bir koro bulunmaktaydı. Kadınların oyunlarda rol alması yasaktı. Tiyatronun ilk defa şarap ve eğlence Tanrısı Baküss adına, bağ bozumu dönemlerinde sokak şenlikleriyle ortaya çıkmış olması, kökeninde tanrısal bir tören olduğunu göstermektedir. Bu nedenle, Hellenistik dönemde, tiyatro oyuncuları tanrısal bir inançla saygınlık görürlerdi. Roma döneminde ise, oyuncular küçümsenen aktristen başka birşey değillerdi. Tiyatroda oynanan ilk oyun tragedia olup, oyunlarda imparator dahil olmak üzere her kişi ve her konu kritize edilebilirdi. Oyunların bitiminde ahşap podyumdan inen oyuncular, seyircilerle karşılıklı tartışmaya başlar, kritize edilen konular üzerine dialoglar saatlerce devam ederdi. Tiyatroların antik dönemde halk tarafından büyük rağbet gördüğü ve taş ve metal marka karşılığı tiyatroya giren seyircilerin bazen bütün günlerini burada geçirdikleri de olurdu. Aspendos Tiyatrosu, Bizans döneminde gerçek tiyatro özelliğini korumuş olup, hiçbir zaman kanlı oyunların sergilendiği bir arenaya çevrilmemiştir. Geç Bizans Döneminde açık hava kilisesi olarak hizmet veren tiyatro, 12.yy`da Türklerin yöreyi zaptetmesinden sonra, yakın zamana kadar kervansaray olarak kullanılmış ve böylece günümüze sağlam olarak ulaşabilmiştir. Her yıl Antalya Müzik ve Film Festivali galası burada yapılmaktadır. Tiyatro galerisinin arkasında yükselen akropol tepesinde ortada çift sıra sütunların çevrelediği bir Agora ve bunun kuzeyinde 16m. yüksekliğinde olan, ön yüzünde 5 adet nişin yer aldığı şehir yönetimine ait bir binanın kalıntısı görülür. Binanın duvar çıkıntısı, bir çift sütunla taşınmakta olup, buranın aynı zamanda tek kurnalı bir çeşme olarakta kullanıldığı sanılmaktadır. Agoranın güney tarafında ise, dikdörtgen biçimindeki büyük yapının içinde dükkanların yer aldığı bir magazin olduğu sanılmaktadır. Bu yapının güney tarafında ise, kemer şeklinde bir dehlizin içinde atık su kanalı olduğu anlaşılmaktadır. Agoranın kuzeyindeki 2m. yüksekliğinde duvarlara sahip dörtgen yapı ise, Bizans döneminde magazin binasına ek olarak yapılmış olan Ortodoks Bazilikası olarak kullanılmıştır. Agoranın batı tarafında, arkasında galeri bulunan yan yana dizili küçük dükkanlar kompleksi ve bu dükkanların önünde sütunlar üzerinde yükselen architrav bir blokla kapalı olduğu sanılan Stoa görülür. Dükkanlar iki katlı olup, ikinci katları sütunlar taşımaktaydı. Akropolun kuzey yamacında bulunan akropol şehir kapısı ise, Roma mimari özelliği göstermektedir. Tiyatronun hemen kuzeyinde kemerler üzerine inşa edilmiş olan Stadion bulunur. Batı tarafı akropol yamacına inşa edilmiş olan stadionun doğu tarafı kemerli galeriler üzerinde yükselmektedir. 10.000 seyirci kapasiteli stadionda, Aspendos`ta yetiştirilen atların çektiği tek kişilik arabalarla yapılan yarışmaların çok popüler olduğu anlaşılmaktadır. Stadionun doğusunda içinde bir sarkopag bulunan bir mezar evi görülmektedir. Bu mezar evinden su kemerlerine doğru gidildikçe çeşitli figürlerle süslenmiş sarkopaglara rastlanır. Bunların biraz ilerisinde, üzerlerinde Luwi/Etrüsk dilinde isimlerin kazınmış olduğu ve çeşitli Anadolu çiçek motiflerinin işlenmiş olduğu mezar taşları dikkati çeker. Aspendos antik kentinin bugüne ulaşmış en önemli kalıntılarından biri de kente 25 km. uzaklıktaki Toros dağlarından ve vadilerinden kaynak suyu getiren Aquadukt/Su Kemerleri`dir. Birleşik kaplar sistemine göre çalışan bu su kanalları, düz platolarda 15m., bazı noktalarda da 30m. yüksekliğinde kemerler üzerine inşa edilmiş ve yer yer çift katlı yapılmış, dönme noktalarına da yüksek kuleler eklenmiştir. Bu su kanalları, günümüzde, dünyanın sayılı Roma dönemi su kanalları örneklerinden sayılmaktadır. Eurymedon/Köprü Çayı`nın üzerinde, Roma döneminde temeli blok taşlardan, sonrada, Selçuklular tarafından yıkık temel üzerine, sekiz sivri kemerli olarak tekrar inşa edilmiş olan bir köprü bulunur. Bu köprünün önünde M.Ö.469`da Persler, Kimon komutasındaki birlik donanmasına karşı verdikleri deniz savaşında yenilmişler ve böylece 800 kalyondan oluştuğu belirtilen birlik donanması, dünyanın ilk büyük deniz zaferini elde etmiştir. Bu zaferden sonra Persler, Anadolu`da karada yaptıkları savaşlarda da bozguna uğramış, yenilerek Anadolu`dan geri çekilmeye başlamışlardır. Bugün Çay kenarında turistik alışveriş merkezleriyle alabalık restoranları bulunmaktadır.

25.10.2007 16:11, 10933 kez okundu 2 kez tavsiye edildi.

Diğer Yazılar
Silyon
Aspendos , Belkıs
Perge , Aksu
Bitmeyen kazi
Perge
Aspendos
Etiketler :

Foto Galeri

Perge
Aspendos
Perge
Perge
Aspendos