17-07-2019
Forum

Ana Sayfa / Side / SİDE , SELİMİYE ( Antalya )

Antalya-Alanya karayolunun 75.km’de, deniz yönüne 3 km. gidildiğinde, Selimiye’ye varılır. Aynı isimli yarımada üzerindeki Selimiye, antik Side kenti kalıntılarıyla içiçedir. Yöre, Titreyengöl ve Kumköy sahilindeki mükemmel tatil köyü ve otelleriyle Türk turizminin gözdesidir. Turiste güneş, kum, denizle birlikte kültürel, av, doğa, yat, yayla, rafting, kamp turizmi, jeep-safari turları sunulmaktadır. Anadolu mitolojisine göre, Tabiat ve Bereket Tanrıçası Side, küçük kızını alarak, Nympheler/ Su Perileri ile birlikte Manauwa/Manavgat ırmağı vadisine gider. Nymphelerle çiçek toplayan Side, ince dallı, parlak yapraklı, rengarenk çiçekli bir ağaç görür ve küçük kızına vermek için ağacın dalını koparır. Daldan kan damlamaya başlar. O anda Side, aslında kendisini kovalayan kötü insanlardan korumak için ağaç biçimi almış bir Nymphe olduğunu anlar ve çok üzülür. Hemen oradan uzaklaşmak ister. Ayakları yere çakılıp, toprağa gömülerek, kıpırdayamaz. Ayaklarından başlayarak gövdesi ince bir kabuk bağlamaya, ağaç biçimini almaya başlar. Duruma üzülen Nympheler ağlar ve gözyaşları ile Side’nin köklerini ıslatırlar. Side yaptığının hata olduğunu söyleyerek Nympheler’e “Ben bundan sonra kan rengi zengin meyvemle tabiat, yaşam ve bereketin sembolü olacağım, kızımı da sık sık buraya getirin gölgemde oynasın. Hiçbir ağaca zarar vermesin. Belki her ağaç ve çiçek biçim değiştirmiş bir Tanrıdır” der. İşte Side yarımadası, mitolojide böyle oluştuğuna inanılan Side ağaçlarıyla doludur. Side adının Luwi/Etrüsk dilinde “Nar” anlamına geldiği bilinmektedir. Side adının, Gök=Köktürk yazılımı ile ; ış.ot.oğhu – ışık otağı/ışıklı otağ– Işotağ olduğu ve bunun Fransızca’ya Chateau /Şato, İngilizce’ye “City”, Almanca’ya “Stadt”, İtalyanca’ya “Citta” şeklinde geçtiği anlaşılmakta ve “şehir” anlamında kullanıldığı görülmektedir. Side dilinin kökenin Luwi özellikleri barındırması bize kent tarihinin M.Ö.4000’li yıllara indiğini göstermektedir. Bu dönemde Side halkının küçük çapta balıkçılık ve denizcilik yaptığı sanılmaktadır. Truva savaşından dönen çeşitli Anadolu halklarının Side’ye göçüyle kent nüfusu artmıştır. M.Ö.9.yy’da Kizzuwatna Geç Hitit beyliğinin batı Klikya sınırlarında kalan kent, 7.yy’da Lidya birliğine, M.Ö.546’da Pers egemenliğine girmiştir. M.Ö.334’de Makedon Kralı Büyük İskender’e direnmeyerek kapılarını açan kent, Helen kültür öğelerini mecburen güncel yaşama katmıştır. Ayrıca dini inanışlarda da değişikliğe gidilmiştir. Athena- Anadolu Ana Tanrıçası Kybele’yle; Apollon ise, Ay Tanrısı Men’le özdeşleştirilmiştir. Kent bir dönem Bergama Krallığı’na geçmiş ve M.Ö.1yy’ın başında korsan üssü haline gelerek Akdeniz’in en büyük esir pazarı kurulmuştur. Akdeniz kıyılarının korsandan temizlemesiyle Roma topraklarına katılmış, Paxromana döneminde gelişmesi doruğuna ulaşmıştır. M.S.5.yy’dan sonra piskoposluk merkezi olmuş, tapınakların bazıları Ortodoks kilisesine çevrilmiştir. 7.yy’dan itibaren Arap akınlarına maruz kalarak yakılıp yıkılmış, kent halkı da Pamfilya bölgesi başkenti Attelia’ya göç etmiştir. Doğu kapısına ilerleyen kum erozyonu ve 9. ve 12.yy’daki depremlerle kent tamamen yerle bir olmuştur. 1207’de yöreye gelen Türkler antik kentin kuzeydoğusuna yerleşmişlerdir. 14.yy’a kadar Selçuklu sınırları içinde yer alan yöre 1391’de Osmanlı topraklarına katılmıştır. Yakın zamanda Girit adasından göç eden Türkler buraya yerleşmiş ve yarımadanın ucunda Selimiye adında bir köy kurmuşlardır. Kente girişte ilk dikkati çeken kalıntı, surlar ve giriş kapısıdır. Kapı yakınında Side’ye su getiren Aquadukt kalıntıları görülmektedir. Kalıntıların önünde 15m. yüksekliğinde, 35m. genişliğinde, üç katlı olduğu görülen, cephesi geometrik ve bitki motifli mermerlerle kaplı büyük anıtsal çeşme kalıntısı bulunmaktadır. Çeşmenin cephesinde korint başlıklı sütunlar arasında istiridye kabuğu şeklinde nişler görülmektedir. 250m.uzunluğundaki Sütunlu Cadde’nin üzeri günümüzde asfaltlanmış olup, caddenin iki tarafındaki ev kalıntıları, bir iç salon etrafında dizili küçük odalar, çeşme ve tuvalet yeri tarzındadır. Kentin büyük agorası sütunlu caddenin bitiminde olup, 92x92 ölçülerinde kare planlıdır. Etrafı dükkanlarla çevrili, ortasında şans ve ticaret tanrısı Fortuna’nın tapınağının bulunduğu Agoranın güneyinde tuğla kemerli 24 kişilik, mermer kaplı bir Latrine/Genel tuvalet vardır. Agoranın bitişiğindeki 16.000 kişi kapasiteli Side Tiyatrosu, yarımadanın en dar noktasına inşa edilmiştir. 120 m. çapında yarım daire şeklindeki oturma sıraları diazoma ile iki kısma ayrılmıştır. Alt kısımda 29, üst kısımda ise 22 cavea arasındaki 12 dik merdivenle geçiş bağlantısı sağlanmıştır. Üst caveaların ortasında yer alan kral locasında protokol oturmaktaydı. Caveaların alt kısımlarının yarım daire şeklinde iç bükey yontulmuş olması akustiğe yardım etmek amacını taşımaktadır. Tiyatronun orkestrası 15 m. çapında bir yarım daire şeklinde olup toprak zemini çevresinde dar bir kanal görülmektedir. M.S. 8.yy’da Arap akınları sonucu yakılıp yıkılan ve daha sonra depremle sahne binası orkestra üzerine yıkılmış olan tiyatroda, halen kazılar devam etmektedir. Alt katta yan yana bulunan 9 oda, Geç Roma Dönemi’nde demir parmaklıklar ile kapatılarak vahşi hayvanlar ve gladyatörler için kafes olarak kullanılmıştır. Skenenin üst katındaki odalar ise oyuncuların soyunma ve dinlenme odaları olarak hizmet vermiştir. Alt taraftaki düz yüzeylerde şarap ve eğlence tanrısı Baküs’ün mitolojik enstantanelerini anlatan frizler bulunmaktaydı. Bizans Dönemi’nde bu tiyatro açık hava ayinleri için kullanılmıştır. Tiyatronun kuzey batısında ise tek kurnalı, cephesi mermerlerle kaplı 15m. yüksekliğinde, 7m. genişliğinde, 8 korint başlıklı sütunla süslenmiş Vespesian Çeşmesi yer almaktadır. Tiyatronun batı tarafında ise, 12x6m. ölçülerinde bir cellası bulunan Baküs tapınağı görülmektedir. Güney-batıdaki büyük liman hamamında 4 büyük salon, 3 küçük oda ve iki jimnastik salonu bulunmaktadır. Büyük liman hamamının yakınında ise Anadolu Ay Tanrısı Men adına inşa edilmiş Men Tapınağı bulunmaktadır. Side yarımadasının güney ucunda yer alan bitişik peripteros planlı iki tapınaktan doğudakinin Işık, sanat ve güzellik Tanrısı Apollon’a, batıdakinin ise Zeus’un kızı olan bilim, doğruluk ve bakireliğin tanrıçası Athena’ya ait olduğu bilinmektedir. Apollon adına inşa edilen tapınak 17x30m. ölçülerinde, dörtgen şekilli olup, etrafında 8,90m. yüksekliğinde, 6x11 korint başlıklı sütun bulunmaktadır. Sütunlar üzerindeki mermer blok üzerinde ki medusa kafaları arasında triglifon diye adlandırılan aslan pençesi frizleri görülmektedir. Athena Tapınağı ise 20x35m. boyutlarında, Apollon Tapınağıyla aynı yükseklikteki korint sütunlarla çevrilmiştir. Bu tapınakların Side limanı ve Side gemilerini koruduğuna ve onlara yol gösterdiğine inanılmaktaydı. Bizans Dönemi’nde bu iki tapınağın kuzey tarafına, Temenos’un üzerine bir bazilika inşa edilmiştir. Yarımadanın en güney ucunda yer alan Liman, Side gibi denizcilikle uğraşan bir kent için çok önemliydi. Roma döneminde inşa edilen hamam kompleksi ise son yıllardaki restorasyonlarla Side Müzesi haline getirilmiştir ve kazılarda bulunan sarkopaglar, sütunlar, büstler, Torşo yazıtlar, heykeller, heykel kaideleri, sütun başlıkları, frizler, rölyefler ve steller görülmektedir. Bugün bahçe olarak görülen bölüm, aslında Roma Hamamı’nın jimnastik salonu / palaestranın avlusudur. Avludaki en önemli eser, Denizler Tanrısı Poseidon’un mitolojik enstantenelerinin yer aldığı friz serisidir. Agora hamamı olarak da isimlendirilen hamamdaki soğuk su havuzunun ortaya yakın bir bölümünde, Roma Dönemi’nde konulan bir güneş saati bulunmaktadır. Tepidarium salonunda 9 adet büyük kemerli niş içerisinde tanrı, imparator, kadın, erkek çocuk heykelleri, torsolar ve büstler bulunmaktadır. Bunlardan en önemlisi, 1.65 m. boyunda tüccar ve hırsızların koruyucu tanrısı Hermes’in heykelidir. Salonun ortasında Roma dönemine ait 3 mermer sarkopag görülmektedir. Truva Savaşı’nın başlamasına neden olan Athena, Aphrodite ve Hera arasındaki mitolojik güzellik yarışmasını anlatan, üç güzellerin kombine mermer heykelleri de havuz önündedir. Müzedeki en önemli buluntu Artemon olarak isimlendirilen ve Luwi/Etrüsk alfabesiyle yazılmış olan yazıttır. Kent nekropolünün büyük kısmı kumlar altındadır. Son yıllarda yapılan kazı çalışmalarında doğu yönünde ortaya çıkartılan iki katlı binanın 6. Yy’da Bizans döneminde Justinianus tarafından yaptırılan ve cüzzam hastalarının da tedavi edildiği anlaşılan Cosmas Hastanesi olduğu anlaşılmıştır. Side ve yarımadası çevresinde, ilk kazılara 1947’de Prof.A.Müfit Mansel başlamış, Prof. Jale İnan devam etmiş olup, kazı ve restorasyon çalışmaları sürmektedir. Side Unesco tarafından koruma altına alınmıştır.

05.03.2008 16:43, 12213 kez okundu 0 kez tavsiye edildi.

Diğer Yazılar
Antalya`da Titreyengöl için yeni projeler
Antalya`ya tatil için geldi Müslüman oldu
SİDE , SELİMİYE ( Antalya )
Side Müzesi, Salonları ve Eroslu Lahit
Side 'ye Bir Bakış
Side Müzesi
Side 'nin Tarihi ve Tarihçesi
Türkiye´nin en büyük Türk bayrağı
Side´de Türkiye´nin en büyük Türk bayrağı dalgalanacak.
Side`de Turizm
Antik Side, tam olarak ortaya çikarilacak
Side´de tarihi zenginlikler günişiğina çikariliyor
SiDE`DEKi TARiHi ESERLER ONARILIP, TEMiZLENiYOR.
Side
Etiketler :

Foto Galeri

Side Müzesi
Side Müzesi
Side Müzesi
Side Müzesi
Side Müzesi
Side Müzesi
Side Müzesi
Side Müzesi
Side Müzesi
Side Müzesi
Side Müzesi
Side Müzesi
Side Müzesi
Side Müzesi
Side Müzesi
Side Müzesi
Side Müzesi
Side Müzesi
Side Müzesi
Side Müzesi
Side Müzesi
Side Müzesi
Side Müzesi
Side Müzesi
Side Müzesi
Side Müzesi
Side Müzesi
Side Müzesi
Side Müzesi
Side Müzesi