24-10-2019
Forum

Ana Sayfa / Thermessos / Thermessos

Antalya`nin 30 kilometre kuzeybatisinda yer alir. Denizden ortalama yüksekliği 200 metre olan Antalya dağlari çevresindeki travertenlerden 1.665 metre yükseklikte, Güllük Daği`nin tepesinde doğal bir platform üzerine kurulmuştur. Birçok vahşi bitkinin arasinda saklanmiş ve sik çam ormanlariyla sinirlanmiştir. Termessos`un, huzur veren ve el değmemiş görünümüyle diğer antik şehirlerden daha farkli ve etkileyici bir havasi vardir. Doğal ve tarihi zenginliklerinden ötürü, şehir adini taşiyan Milli Park kapsamina alinmiştir.
iskender saldiramadi
Tarih sahnesinde bu şehirle ilk karşilaşmamiz meşhur Büyük iskender kuşatmasiyla bağlantilidir. Bu olayla ilk ilgilenen ve Termessos`un stratejik önemini kaydeden eski tarihçilerden biri olan Arrianos, şehri kuşatan başa çikilamaz doğal engellerden dolayi şehrin küçük bir birlikle bile savunulabileceğini belirtmiştir. iskender, Pamphylia`dan Frigya`ya geçmek istemişti ve Arrianos`a göre Frigya`ya yol Termessos`tan geçiyordu. Gerçekten de, daha alçak ve kolay geçitler varken iskender`in neden o kadar sarp olan Yenice geçidini tirmanmayi seçtiği hala tartişma konusudur. Perge`deki düşmanlarinin iskender`i yanliş yola gönderdiği de söylenir. iskender, Termesoslularin kapattiği geçidi geçmek için oldukça çaba ve zaman harcamiştir ve bu sinirle geri dönerek Termessos`u kuşatmiştir. Muhtemelen Termessos`u zapt edemeyeceğini bildiğinden, iskender hücuma geçmemiştir fakat bunun yerine kuzeye doğru yürümüş ve öfkesini Sagalassos`dan çikarmiştir.
Tarihçi Diodors, Termessos tarihinde bir başka unutulmaz olayi da tüm detaylariyla kaydetmiştir. M.S. 319`da iskender`in ölümünden sonra, generallerinden biri, Antigonos Monophtalmos, kendisini Küçük Asya`nin hükümdari ilan etmiştir ve esas destekçisi Pisidia olan rakibi Alcetas ile savaşmak için hazirlanmiştir. Antigonos Monophtalmos`un kuvvetleri, 40.000 piyadeden, 7.000 süvariden ve ayrica sayisiz filden meydana gelmiştir. Bu üstün nitelikli kuvvetlerin hakkindan gelemeyen Alcetas ve arkadaşlari Termessos`a siğinmişlardir. Termessoslular, onlara yardim etme sözü vermişlerdir. Bu sürede, Antigonos şehrin önüne gelmiş ve burada kamp kurarak düşmaninin kendisine iade edilmesi için çabalamiştir. Yabanci bir Makedon uğruna şehirlerinin felakete sürüklenmesini istemeyen Termessos yaşlilari Alcetas`in iade edilmesine karar vermişler ancak genç Termessoslular verdikleri sözü tutmak istemişler ve bunun dişina çikmayi reddetmişlerdir. Yaşlilar, Alcetas`i birakma niyetleriyle ilgili bilgilendirmek amaciyla Antigonos`a heyet yollamişlardir. Savaşa devam etmek için yapilan gizli bir plana göre, Termessoslu gençler şehri terk etmeyi başarmiştir. Yakinda tutsak olacağini öğrenen Alcetas, düşmanin eline verilmektense ölmeyi tercih etmiş ve kendini öldürmüştür.
Termessos, açikça bir liman şehri değildi ancak, topraklari güneybatida Attaleia (Antalya) Körfezi boyunca uzanirdi. şehrin denize olan bu bağlantisindan dolayi şehir, Ptolemyler tarafindan alinmiştir. Daha 40 yil önce iskender`in güçlü dönemlerinde bile direnen bir şehrin, Misir egemenliğini kabul etmesi çok şaşirticidir.

Likya`nin Araxa şehrinde bulunan bir yazit, Termessos hakkinda önemli bilgi verir. Bu yazita göre, M.Ö. 200`lerde Termessos bilinmeyen sebeplerden dolayi Likya şehirleri birliği ile savaştaydi ve M.Ö. 199`da Termessos kendini tekrar Pisidiali komşusu isinda ile savaşta buldu. Bu dönemde M.Ö. 2. yüzyilda Küçük Termessos kolonisinin şehrin yaninda kurulduğunu görüyoruz. Termessos, eski düşmani Serge ile daha iyi mücadele edebilmek için Pergamum Krali II Attalos ile dostça ilişkiler içine girdi. II. Attalos da bu dostluğun anisina Termessos`da 2 katli bir stoa inşa ettirdi.
Termessos, Roma`nin müttefikiydi ve böylelikle M.Ö 71`de Roma Senatosu tarafindan bağimsizliği kabul edildi; bu kanuna göre Termessos`un özgürlüğü ve haklari garanti altina alindi. Bu bağimsizlik, Galatia Krali Amyntas ile yapilan ittifak haricinde (M.Ö. 36-25 yillari hükümdarlik sürdü) uzunca bir süre devam etti. Termessos`un bağimsizliği, `Autonomous` (Özerk) adini taşiyan madeni parasiyla da belgelenmiştir.
Ana yoldan sarp bir yolla şehre ulaşilir. Bu yoldan geçen biri, etrafinda Termessoslularin `Kral Caddesi` olarak isimlendirdikleri eski yolun yani sira Helenistik dönem istihkam duvarlarinin, sarniçlarin ve diğer bir çok kalintinin bulunduğu meşhur Yenice Geçidi`ni görebilir. Termessos halkinin katkilariyla M.Ö. ikinci yüzyilda yapilan Kral Caddesi, yükselen şehrin duvarlarinin yanindan geçer ve düz bir yol şeklinde şehrin merkezine kadar uzanir. şehir kapisinin doğusundaki duvarlarda zarlarla kehanet içeren oldukça enteresan yazitlar vardir. Roma imparatorluğu tarihi boyunca bu tür büyüler, sihirler ve batil inançlar yaygindi.
Resmi binalarin bulunduğu Termessos şehri, iç duvarlarin az ilerisindeki düz arazide yer alir. Bu yapilardan en dikkat çekici olan çok özel mimari özelliklere sahip bulunan agoradir. Açik hava pazaryeri olan bu yapinin zemini taş bloklar üzerinde yükselmiştir ve kuzeybatisinda beş büyük sarniç oyulmuştur. Agora üç yandan stoalarla çevrilmiştir. iki katli stoada bulunan bir yazita göre, stoa, Pergamum Krali (M.Ö. 150& 8211; 5000 seyirci kapasitesine sahiptir. Geniş kemerli giriş yolu, cavea ile agorayi bağlar. Güney parados`a daha sonralari kemer yapilmişsa da kuzey parados orijinalindeki gibi üstü açik olarak birakilmiştir. Sahne binasi M.S. ikinci yüzyilin özelliklerini gösterir. Bunun arkasinda sadece uzun, dar bir oda vardir. Burasi, görkemli bir şekilde süslenmiş cepheyi kesen beş kapi ile oyunun sahnelendiği podyuma bağlanir. Sahnenin altinda vahşi hayvanlarin dövüşe çikarilmadan önce tutulduklari beş küçük oda vardir. Diğer tüm klasik şehirlerde olduğu gibi tiyatronun yaklaşik 100 metre ilerisinde odeon vardir. Küçük bir tiyatroyu andiran bu yapi, M.Ö. birinci yüzyila kadar uzanabilir. Çati seviyesine kadar oldukça iyi korunmuş olan odeon en iyi kalite yontma taş duvarciliği örneği sergiler.

Alt kat sadeyken ve iki kapiyla ayrilmişken, üst kat Dor düzeninde süslenmiş ve kare şeklinde kesilmiş taş bloklardan yapilmiştir. Yapinin orijinalinde çatisinin olduğu kesindir çünkü işiği doğu ve bati duvarlarindaki 11 geniş pencereden almaktadir. 25 metre uzunluğundaki bu çatinin binanin üzerinde nasil durduğu hala belirlenememiştir. Günümüzde içi toprak ve moloz dolu olan harabedeki oturma düzeni ya da oturma kapasitesi değerlendirmek pek mümkün değildir. Oturma kapasitesi muhtemelen 600& 8211;700 kişiden fazla değildi. Molozlarin arasinda, renkli mermer parçalari çikartilmiştir bu da iç duvarlarin mozaiklerle süslü olabileceğini göstermektedir. Bu güzel yapinin, bouleuterion ya da konsey odasi olarak hizmet vermiş olmasi da mümkündür.
Termessos`ta değişik büyüklüklerde ve çeşitlerde alti tapinak vardir. Bunlardan dört tanesi odeonun yaninda kutsal olduğu tahmin edilen alanda bulunmuştur. Bu tapinaklardan ilki odeonun tam arkasinda yer alir ve gerçekten görkemli bir duvarcilik işçiliği sergiler. Bu tapinağin şehrin asil tanrisi Zeus Solymeus`a ait olduğu ileri sürülmektedir. Ancak ne yazik ki, geriye 5 metre yüksekliğindeki tapinağin iç duvarlarindan başka çok az şey kalmiştir.
ikinci tapinak odeonun güneybati köşesinde uzanir. Bu tapinağin cella`sinin duvarlarinin boyutlari 5.50 x 5.50 metredir ve prostylos tarzindadir. Halen ayakta duran ve tamamlanmiş olan girişte bulunan bir yazita göre, bu tapinak Artemis`e ithaf edilmiştir ve hem harabe hem de içindeki kült heykel Aurelia Armasta isimli bir kadin ve kocasi tarafindan kendi gelirleri kullanilarak yaptirilmiştir. Girişin diğer tarafinda yazili bir zemin üzerinde bu kadinin amcasinin heykeli durur. Tarzina bakilarak tapinağin tarihinin M.S. ikinci yüzyilin sonlarina kadar uzandiği söylenebilir.
Artemis tapinağinin doğusunda Dor tarzi tapinağin kalintilari vardir. Bir kenarda alti veya 11 sütundan oluşan tapinak peripteral tiptedir; boyutlarina göre değerlendirilecek olursa bu tapinak, Termessos`un en büyük tapinaği olmalidir. Rölyeflerden ve yazitlardan bu tapinağin da Artemis`e ithaf edildiği anlaşilmiştir.
şehrin güneyi, batisi ve kuzeyinde çoğu şehir duvarlari içerisinde olan, kayaya oyulmuş mezar taşlari bulunan geniş mezarlar vardir ve bunlardan bir tanesinin Alcetas`a ait olduğu düşünülmektedir. Ne yazik ki, mezar hazine avcilari tarafindan yağmalanmiştir. Mezarin içerisinde kline`nin arkasinda sütunlarin arasinda bir çeşit kafes oyulmuştur ve bunun yukarisinda muhtemelen süslenmiş bir friz vardi. Mezarin kalan kismi M.Ö. dördüncü yüzyila tarihlendirilebilecek ata binen bir savaşçinin betimlemeleriyle bezenmiştir.
Yüzyillardir şehrin güneybatisinda sik ağaçlarin arasinda saklanan lahit, insani bir anda tarihi törenin derinliklerine götürür. Ölüler, kiyafetleri, mücevherleri ve diğer aksesuarlariyla bu lahitlere konurdu. Yoksullarin bedenleri, sade taş, kil ya da ahşap lahitlerde yakilirdi. Tarihi M.S. ikinci yüzyila uzanan bu lahitler, yüksek kaideler üzerinde durur. Öte yandan zengin aile mezarlarinda, lahitler soyuyla ya da onun yanina gömülme izni olanlarla birlikte ölen kişi için hazirlanmiş şatafatli bir şekilde bezenmiş yapinin içine yerleştirilmiştir. Böylelikle, kullanim hakki resmi olarak garanti altina alinmiş oluyordu. Bu biçimde, belirli bir mezarin tarihi belirlenebilir.
şu ana kadar Termessos`ta herhangi bir kaziya başlanilmamiştir.

27.10.2005 22:42, 9057 kez okundu 2 kez tavsiye edildi.

Diğer Yazılar
Termessos
Thermessos
Termessos
Etiketler :

Foto Galeri