Aspendos: Antik Kenti ve Tiyatrosuyla Tarihe Tanıklık Eden Şehir - antalyamiz.com

Aspendos: Antik Kenti ve Tiyatrosuyla Tarihe Tanıklık Eden Şehir

Aspendos, Antalya'nın doğusunda, Serik yerleşiminin yakınındaki Eurymedon-Köprüçay ırmağının yanı başında, 40 metre yüksekliğinde bir akropol tepesi üzerinde kurulmuştur. Kentin adı, Luwi/Etrüsk dilinde "Asiawanda" olup, "At Ülkesi" anlamına gelir. Hitit yazıtlarında "Asitawada" olarak anılan kent, Ahhiyawa bölgesi sınırları içinde yer almaktadır ve tarihi M.Ö. 3000 yıllarına, bir Akropol kenti olarak başlamıştır. Zamanla gelişerek Akropol dışına taşan kent, M.Ö. 12. yüzyılda Truva Savaşı'ndan dönenlerin de katılımıyla nüfusunu artırarak büyümüştür.

Aspendos, milattan önce ve Roma döneminde, Eurymedon çayının gemi ulaşımına elverişli olması nedeniyle önemli bir ticaret kenti idi. Yörede yetiştirilen atlar, tuz ve ucuz şaraplar en önemli ihraç ürünleriydi. Ancak, zamanla ırmağın alüvyonlarla dolması nedeniyle gemi ulaşımı imkansız hale gelmiş ve kent denizden 6 km iç karada kalmıştır.

Aspendos antik kentinden günümüze kalan en önemli eser, M.Ö. 2. yüzyılda Roma dönemi içinde bir yarışma sonucu Mimar Zenon tarafından inşa edilen 12.000 kişilik tiyatrodur. Aspendos Tiyatrosu, bugün dünyanın en iyi korunmuş ve en iyi akustiğine sahip antik tiyatrosu olarak kabul edilmektedir. Roma mimari özellikleri taşıyan tiyatroya, sahne binası ile oturma sıraları arasında yer alan dehliz biçimindeki sağlı sollu iki vomitorenlerden girilir. Toplam 41 sıradan oluşan cavealar, 20. sırada bir diazoma ile ikiye ayrılmış, diazomanın üzerinde seyircilerin alışveriş yapabildiği ve güneşten korundukları magazin odaları inşa edilmiştir. Cavea sıralarının alt taraflarının oval olması ve en üstteki caveaya sahne binası yüksekliğine eş yükseklikte 40 adet kemerli galerinin ek olarak inşa edilmesi, tiyatro içindeki ses akustiğini en iyi düzeye getirmiştir. Cavea sıraları üzerindeki bazı isimlerin gravür şeklinde kazınmış olması, tiyatronun daimi müşterilerinin bulunduğunu göstermektedir. Seyirciler vomitorenlerden geçtikten sonra 24 metre çapındaki orkestra alanına gelip, buradan cavea aralarındaki 10 dik taş oyma merdivenden üst sıralara ulaşabilmekteydi. Vomitorenler üzerinde şehir yöneticilerine ait Kral locaları bulunmaktadır. Sahne binasının iç yüzü, altta 20 Korint başlıklı ve üstte 20 İyon başlıklı sütunlarla dekore edilmiş olup, bu sütunların aralarında üzerleri mermer plakalar ve işlemeli rölyeflerle bezenmiş çeşitli büyüklükte nişler bulunmaktadır. Bu nişlerin içinde tanrıların ve Roma imparatorlarının heykelleri bulunmaktaydı. Sahne binasının en üstünde ise eğlence ve şarap tanrısı Baküs'ün rölyefi görülebilir.

Sahne binası içerisinde, çeşitli büyüklükteki odalarda hazırlıklarını tamamlayan oyuncular, ortada bir büyük ve yanlardaki dört adet küçük kapıdan orkestra üzerine kurulu iki metre yüksekliğindeki ahşap bir podyuma çıkarak oyunlarını sergilemekteydiler. Antik dönemde tiyatro oyunları genelde üç kişi tarafından oynanırdı ve oyuncuların arkasında hayvan-tanrı ve çeşitli mitolojik kahramanların maskelerini taşıyan en fazla 20 kişilik bir koro bulunurdu. Kadınların oyunlarda rol alması yasaktı. Tiyatronun, ilk defa şarap ve eğlence tanrısı Baküs adına bağ bozumu dönemlerinde sokak şenlikleriyle ortaya çıkmış olması, kökeninde tanrısal bir tören olduğunu göstermektedir. Bu nedenle, Hellenistik dönemde tiyatro oyuncuları tanrısal bir inançla saygınlık görürlerdi. Roma döneminde ise oyuncular küçümsenen bir konumdaydı. Tiyatroda oynanan ilk oyun tragedyadır ve oyunlarda imparator dahil her kişi ve her konu eleştirilebilirdi. Oyunların bitiminde ahşap podyumdan inen oyuncular, seyircilerle karşılıklı tartışmaya başlar, eleştirilen konular üzerine diyaloglar saatlerce devam ederdi. Antik dönemde tiyatrolar halk tarafından büyük rağbet görürdü ve taş ve metal marka karşılığı tiyatroya giren seyirciler bazen bütün günlerini burada geçirirlerdi.

Aspendos Tiyatrosu, Bizans döneminde gerçek tiyatro özelliğini korumuş olup, hiçbir zaman kanlı oyunların sergilendiği bir arenaya çevrilmemiştir. Geç Bizans Döneminde açık hava kilisesi olarak hizmet veren tiyatro, 12. yüzyılda Türklerin yöreyi zaptetmesinden sonra yakın zamana kadar kervansaray olarak kullanılmış ve böylece günümüze sağlam olarak ulaşabilmiştir. Her yıl Antalya Müzik ve Film Festivali galası burada yapılmaktadır.

Tiyatro galerisinin arkasında yükselen akropol tepesinde, ortada çift sıra sütunların çevrelediği bir Agora ve bunun kuzeyinde 16 metre yüksekliğinde, ön yüzünde beş adet nişin yer aldığı şehir yönetimine ait bir binanın kalıntısı görülür. Binanın duvar çıkıntısı bir çift sütunla taşınmakta olup, buranın aynı zamanda tek kurnalı bir çeşme olarak da kullanıldığı sanılmaktadır. Agoranın güney tarafında ise dikdörtgen biçimindeki büyük yapının içinde dükkanların yer aldığı bir magazin olduğu sanılmaktadır. Bu yapının güney tarafında, kemer şeklinde bir dehlizin içinde atık su kanalı olduğu anlaşılmaktadır. Agoranın kuzeyindeki iki metre yüksekliğinde duvarlara sahip dörtgen yapı ise Bizans döneminde magazin binasına ek olarak yapılmış olan Ortodoks Bazilikası olarak kullanılmıştır. Agoranın batı tarafında, arkasında galeri bulunan yan yana dizili küçük dükkanlar kompleksi ve bu dükkanların önünde sütunlar üzerinde yükselen architrav bir blokla kapalı olduğu sanılan Stoa görülür. Dükkanlar iki katlı olup, ikinci katları sütunlar taşımaktaydı.

Akropolün kuzey yamacında bulunan akropol şehir kapısı ise Roma mimari özellikleri göstermektedir. Tiyatronun hemen kuzeyinde, kemerler üzerine inşa edilmiş olan stadion bulunur. Batı tarafı akropol yamacına inşa edilmiş olan stadionun doğu tarafı kemerli galeriler üzerinde yükselmektedir. 10.000 seyirci kapasiteli stadionda, Aspendos’ta yetiştirilen atların çektiği tek kişilik arabalarla yapılan yarışmaların çok popüler olduğu anlaşılmaktadır. Stadionun doğusunda, içinde bir sarkopag bulunan bir mezar evi görülmektedir. Bu mezar evinden su kemerlerine doğru gidildikçe çeşitli figürlerle süslenmiş sarkopaglara rastlanır. Bunların biraz ilerisinde, üzerlerinde Luwi/Etrüsk dilinde isimlerin kazınmış olduğu ve çeşitli Anadolu çiçek motiflerinin işlenmiş olduğu mezar taşları dikkati çeker.

Aspendos antik kentinin bugüne ulaşmış en önemli kalıntılarından biri de kente 25 km uzaklıktaki Toros dağlarından ve vadilerinden kaynak suyu getiren Aquadukt/Su Kemerleri’dir. Birleşik kaplar sistemine göre çalışan bu su kanalları, düz platolarda 15 metre, bazı noktalarda da 30 metre yüksekliğinde kemerler üzerine inşa edilmiş ve yer yer çift katlı yapılmış, dönme noktalarına da yüksek kuleler eklenmiştir. Bu su kanalları, günümüzde, dünyanın sayılı Roma dönemi su kanalları örneklerinden sayılmaktadır.

Eurymedon/Köprü Çayı'nın üzerinde, Roma döneminde temeli blok taşlardan inşa edilen ve sonradan Selçuklular tarafından yıkık temelin üzerine sekiz sivri kemerli olarak tekrar inşa edilen bir köprü bulunmaktadır. Bu köprünün önünde M.Ö. 469'da Persler, Kimon komutasındaki birlik donanmasına karşı verdikleri deniz savaşında yenilmişler ve böylece 800 kalyondan oluştuğu belirtilen birlik donanması, dünyanın ilk büyük deniz zaferini elde etmiştir. Bu zaferden sonra Persler, Anadolu'da yaptıkları kara savaşlarında da bozguna uğrayarak geri çekilmeye başlamışlardır. Bugün çay kenarında turistik alışveriş merkezleriyle alabalık restoranları bulunmaktadır.

25 Ekim 2007 | Serik | 11402 kez okundu | 2 kez tavsiye edildi | Kaynak: Bilinmiyor
Yorum Ekle
Benzer Haberler
antalyamiz.com -
Belek ve Çevresinin Jeolojik ve Turistik Zenginlikleri
devamı
antalyamiz.com -
Antalya ve Türkiye’nin En Büyük Orman Yangınları: Serik ve Manavgat'ta Büyük Tahribat
devamı
antalyamiz.com -
Belek`e eğlence kompleksi..
devamı